tarkanoztekin@hotmail.com

Bir Göz Yanılması / Roman


Biliyorum sabırsızlıkla bekleyenler var. Az kaldı. / Yeni kitabım


Sahafa benzeyen ancak yeni kitaplarında satıldığı bir kitap evine girmişlerdi. İçeri girer girmez ikisi de bir anlık aynı anda gözlerini kapatarak içeriyi solumuşlardı. Mis gibi bir koku. Sadece kitaplardan sızan başka hiç bir yerde olmayan o koku. Sinan her aldığı kitabı okumadan önce ortasından bir yerlerden aralayarak burnuna yaklaştırır ve içine derin bir nefes çekerdi. Hatta o kadar burnu hassaslaşmıştı ki zamanla korsan basılan kitapları ve kâğıt kalitelerini bile fark edebiliyordu. Üniversiteye hazırlanırken Sivas’tan Ankara’daki amcasının yanına gelmişti. Ankara’da dershaneye giderken dikmenden Kızılay’a yürüyerek gider kullanmadığı dolmuş parası ile meşrutiyet caddesinden işporta kullanılmış kitap satan üniversitelilerden bir kitap alırdı. Kitabı bitirdiği zaman yarı fiyatına tekrar satardı. Onun için kitap okumak zihnine kendi dünyasından çıkması için bir fırsattı. Sahaf mı kitapevi mi sorusuna her şekilde sahaf derdi. Daha öncede sıklıkla geldiği bu sahafta vakit geçirmeye bayılıyor bazı zamanlarda dükkânın köşesine yerleştirilmiş koyu parlak yeşil berjer koltuklara oturup hiç elinden düşürmediği ajandasına bir şeyler karalardı.

Duvarlarındaki pamuk çuvallarına eski klasik filmlerin afişleri iliştirilmiş çokça geniş olmayan eski parke zeminli bu sahafta her zaman Fransızca bir şeyler çalıyor olurdu. Yine olduğu gibi. Uğur içeriyi soluduktan sonra çiçek bahçesinde gezinen bir kız çocuğu gibi içeride ellerini kitaplara dokundurarak Sinan’ı ve neden buraya geldiklerini unutmuşçasına

Yanından çoktan uzaklaşmıştı. Tavandan sarkan lambalar içeriye mum ışığını andıran bir aydınlık veriyordu. Sinan ezbere yerlerini bildiği kitapların arasından daha öncede okuduğu üç kitabı seçmiş ve köşedeki berjer koltuğa oturarak Uğur'u izlemeye başlamıştı. Uğur kitaplara bakmıyor adeta akıyordu. Bir süre sonra bir kucak dolusu kitapla eski bir gramofonun olduğu kasaya kitapları bıraktı. Kasada yuvarlak gözlüklü saçlarını tepesinden lastikle bağlamış Japon çizgi filmlerindeki kızlar gibi bedeni varla yok arası bir tezgâhtar vardı. Kız

-  Hepsini mi alacaksınız? Diye şaşkınlıkla Uğur’a sordu

Uğur o an tezgâha yığdığı kitapların çokluğunun farkı vardı.

-  Şey sanırım abarttım. Size zahmet olacak ama şu üç tanesini almak istiyorum. Diğerlerini ben yerleştiririm. Siz zahmet etmeyin

-  Yok,  sıkıntı olmaz. Şu üçü mü?

-  Evet,  sadece bunlar demişti

Ancak ayırdığı kitaplar ve tezgâhtardan özür dileyen,  bağışlanma isteyen bir bakışla demişti.

Sinan oturduğu berjerden kalkarak kasaya yaklaştı.

-  Bende bu kitapları almak istiyorum

Sinan’ın bu sözleri ve kasanın üzerine bıraktığı kitaplarla bir anda herkes birbirine baktı. Bu garip bakışmalara sebep ise Uğur'un da Sinan’ın da seçtiği kitapların aynı olmasıydı.

Şeker portakalı,  sana bir gül bahçesi vaat etmedim,  simyacı

Üçte üç. Uğur neredeyse Sinan’ın kendisi kitap alırken takip ettiğini ve bu kitapları bilerek seçtiğini düşünecekti. Yüzlerce kitap yığını içinden üçte üç aynı kitapları seçmeleri tesadüf olamazdı. Çünkü Uğur kitapları seçerken Sinan çoktan alacaklarını seçmiş ve oturmuştu. Uğur bir kez daha bu sefer umut ve heyecan dolu

-  Sen O sun. Demişti


© 2019 www.tarkanturan.com